Türkçe Yok Olursa, Türkiye'de Yok Olur!

Facebook’ta, izlediğimde etkisinde kaldığım bir video için açtım satırlarımı.. Videoda; Türk dilinin, namusun, dinin, kültürün elden gitmesi demek Türkiye’nin yok olması anlamına geldiğinden bahsediyordu. Gerçi bunu herkezin bildiğinin ancak, Türk insanının farkında olmadığının kanısındayım. Bu farkı anlamamız olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Türkler, asırlardan beri birlik ve beraberliği, kültürü, örf ve adetleri bozulmayan bir millet olarak tarihe geçmiştir. Tüm dünya milletleri bu birlikten korkar hale gelmişler. Türkler’in arasına kadar girip bölme planlarında bulunmuşlarsa da bu birlik ve beraberliğimiz onları yıldırmıştır. Şu an bile düşünecek olursan öyle bir durumla karşı karşıya değilmiyiz? İçimize kadar giren düşman kalleşce arkamızdan vurmaya çalışıyor. Bizim birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya çalışıyorlar. Biz ki, birlik ve beraberliğimizi, dilimizi, kültürümüzü, dinimizi ne zaman kaybedersek, inanın bu savaşın galibi onlar olacaklardır. Hiç bir zaman birlik ve beraberliğimizden ödün vermiyelim. Düşmanlara yol açmayalım.

Değerli Atamız, Mustafa Kemal Atatürk’ün Şu sözleri herşeyi kanıtlamaya yettiğini düşünüyorum.

ataturk-soz Dilini kaybetmiş
bir millet, yok olmaya mahkumdur…

Yıllar önce, ünlü kişilerin, generallerin, yazarların bu hususta söylediği sözler var. Onlarda birer düşmanımız olarak konuşmuşlar. Ve şu sözleri sarfetmişler;

general-ablbert-johnston Türklerden nefret ediyorum! Bu yüzden Türkler gelecek kuşaklara ulaşmadan yok olmalıdır! Bunun için, en kısa yol, Türkçe unsurunu yok etmektir… (General Albert Sidney Johnston)
Pierre_Loti Bir daha, Türkler’le savaşmadan önce, Türkler’deki Din-Dil-Namus-Aile-Vatan-Millet ve birlik duygularının yok olup-olmadığını iyi kontrol edin. Yoksa, Türkler’le savaşarak yenemezsiniz. (Albay Pierre Loti)
General-Gordon-John Ben böyle bir ırk daha önce görmedim. Bir ırk, bir birine bu kadar mı bağlı olur? Beyler! Bu birlik bozulmadığı sürece, başarmayı hayal etmeyiniz.. (General John B.Gordon)
Robert_Toombs Türklerdeki olguyu gördünüz mü? Türk anaları, evlatlarının siperde ölmesi için, evlatlarının saçına kına yakıyor! Öyle günler getirmeliyiz ki, o evlatlar analarına isyan etmelidir! Türkler’deki aile birliği yok olmalıdır! (Robert Toombs)

Türkler’in bu birlik ve beraberliğinden herkez geri adım atmış. Ben de bu sözleri yeni okudum ve çok etkilendim. Asırlar öncede büyük bir millet olmuşuz, şimdide.. Bu da bizleri gururlandırsın. Herşeyimizi koruyalım ve düşmanlara aman vermiyelim. Allah düşmanlarımızdan korusun. Bizi her daim yüceltsin…

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | 5 yorum

Hafta Sonu Balık Macerası

Bu hafta sonu arkadaşlarla Pendik, Kartal arasında bir yerden tekne ile açılarak balık avına çıkmaya karar verdik. Saatlerimizin 30 Ağustos sabah saat 05:00′ i gösterdiği sıralarda cıktık. Saat 06:00 gibi tekne ile açılmaya başladık. Kıyıdan beşyüz metre kadar açılmıştık. Sabah saatlerinde biraz oldu balık. Daha sonra balığın kesilmesi ile farklı yerlere açılmaya karar verdik.

Saat sabahın 08:00′ inden sonra acayip dercede balık oldu. Çünkü teknemizin etrafında bir sürü Yunus balığı geziniyordu. O anda Yunusların yarışını, atlayışlarını görmenizi isterdim.

Öğlen saatlerine kadar orada kaldık. Ben yaklaşık bir buçuk kilo gibi mezgit yakaladım. Diğer arkadaşların ise toplam 4 kilo balıları vardı. Lakin deniz iyi balık verdiğine eminim.

Bu haftayıda böyle bir zevk ile bitirmiş olduk. Umarım daha güzel bir günde yine bu zevki yaşarız. Bu arada akşamki kızarmış mezgitlerde müthiş gitti. Darısı balık avcısı arkadaşlarımın başına… :)

30 Ağustos balık macerası etkinlik resimleri:

Balık Macerası Balık Macerası Balık Macerası Balık Macerası Balık Macerası Balık Macerası Balık Macerası

Genel kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yağmurlu Bir Gündü Gittin O Gidiş

Yıllar önce, ufacık bir çocukken dinlediğim Ferdi Tayfur amcamın muhteşem yorumladığı o şahane parça. Az önce sörf yaparken bulup hakkında yazı yazmak istediğim ve ardı ardına kesilmeden dinlediğim o güzelim parça.

Hatırlıyorum da, bu parçayı yıllar önce yani 17 yıl gibi bir zaman önce dinlerdim. Şu an bile dinlediğimde vücudumdaki tüylerin ayaklandığını hissediyorum. O zamanları yaşamış olanlar bilir parçayı. Parçanın sözleride bir o kadar güzel.

Sağanaklar misali yağıp gönlüme
Yağmurlu bir gündü gittin o gidiş
Aşkın hançerini vurup kalbime
Yağmurlu bir gündü gittin o gidiş

Dönüp de bakmadın bir an yüzüme
En acı sitemler geldi dilime
Hüzzam şarkıları yıkıp üstüme
Yağmurlu bir gündü gittin o gidiş

Önce sen kayboldun sonrada gölgen
Sessiz bir vedaydı en son hediyen
Titrek ellerinde siyah şemsiyen
Yağmurlu bir gündü gittin o gidiş

Dönüp de bakmadın bir an yüzüme
En acı sitemler geldi dilime
Hüzzam şarkıları yıkıp üstüme
Yağmurlu bir gündü gittin o gidiş

Üşüyen ellerini elimden alıp
Kırmızı şalını boynuna sarıp
O son sigaranı da yarım bırakıp
Yağmurlu bir gündü gittin o gidiş…

Bu şarkı çocukluğumun şarkısı olduğu için çok seviyorum. Aslında daha çok hoşuma giden müziği. Hadi bakalım. Sizde dinleyin. Yanlız bende yok. Biryerlerden bulun dinleyin. Sonra tekrar buraya gelip şarkı hakkında yorumunuzu yaparsınız. :)

Müzik kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 2 yorum

Hayal Ötesi Bir Şeydi

Hayal gibiydi seni yaşamak. Sanki bir rüyada yaşar gibi. Bir sevgili değil, bir dost, bir arkadaş gibi. Bazende sırdaş gibi. Üzüntülerimi seninle paylaşır, hayatımda olup bitenleride sana açardım hep. Yani hep yüreğimdeydin. Herşeyi paylaştığım, gülümün tek solmayan yaprağıydın benim. Şu sıralar unuttuğum, beceremediğim şeyi yapmıştım yanında, ağlamayı.. Senin yanında ağlamak bile güzeldi. Omzuna yaslanıp göz yaşlarımla o ince bluzunu ıslatırcasına…

Seninle enstrumantal şarkılar eşliğinde sabahlara kadar dans etmeyi isterdim. Hayatı yaşamayı, sevmeyi, sevilmeyi, mutlu olmayı, gülmeyi, ağlamayı ve beni anlamanı isterdim. Şimdi çok yanlızım. Sensizim.. Sanki herşey üstüme gelir gibi oluyor. Bazen ölümün bir an önce gelmesini bekliyorum. Düşünüyorum ama neyi düşündüğümüde bilmiyorum. Seni düşündüğümde ise yüzümde bir güzel tebessüm ile kendime geliyorum. Galiba ben seni seviyorum. Aşk dedikleri bu olsa gerek. Hüzün, keder, mutluluk ve yüzde güzel bir tebessüm. Sen benim için Hayal ötesi birşeydin…

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 8 yorum

Domain Sürem Dolmuş Farkında Değilim

İki gün öncesine kadar blogumun kapalı olduğunu fark etmemiştim. Ta ki maillerimi kontrol edene kadar. Alan adını yani domainimi aldığım firma, alan adı süresinin bitmiş olduğunu belirten bir mail atmış. Emrahca Blog, bir hafta gibi süre kapalı kalmış.

Şu an işler yolunda. Domain süresi yenilendi. Gerçi bazı arkadaşların, forumlarda “Adamın sitesi uçmuş” gibi tabirlerini görmüştüm. Çok gülüncüme gitti. :)

Kısa bir yazı oldu ama benden ufak bir tavsiye; siz siz olun yarım yamalak iş yapmayın. Bu benim özümde var. Bir işi yapar yarım bırakırım. Öylece senelerce durur. Halk dilinde ne denir bilmem amabir an önce bu özümden vazgeçmem lazım olduğunu düşünüyorum. :)

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 7 yorum

Google Site Bağlantıları

Uzun zamandır üzerinde çalıştığım site bağlantıları hakkında guzel bir makalenin iyi gideceğini düşündüm.

Google site bağlantıları; Google’un, kullanıcılarınızın sitenizde rahat gezinebilmesi için, sitenizin içeriğinden oluşturduğu, bu oluşturduğu linkleride kendi aramalarında gösterdiği ek bağlantılardır.

Ben de bunun üzerinde çok durmuştum. Acaba bu bağlantılar nasıl oluşturuluyor? diye kendime sorular yöneltirken araştırmaya başladım. Bu araştırmalarımı uyguladığımda, şu anki site bağlantılarımı elde ettim. Elde ettiğim sonuca Emrahca Google arama sonucu linkine tıklayarak görmeniz mümkün olacaktır.

Peki bu durumu nasıl elde ettim! Bu durum hiç farkında olmadan bir Dmoz üyeliği ile oldu. Aslında sitemin “description” ile ilgilenirken, Google site bağlantılarımında oluştuğunu fark ettim. Yani herşey Dmoz’a yapacağınız üyelikte. Ama zor bir durum var ki sitenizi Dmoz’a kabul ettirmek.

Google kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 4 yorum

İki Mezgit İki Yengeç

Havanın iki gündür yağışlı olması tetiklemişti bizi. Kuzenlerim ve ben “Hava yağışlıydı, bugün iyi. Yağıştan sonra iyi balık olur” düşüncesi ile çıktık yola. Yanımda; üç kuzenim, bir şişe JB ve balıkçıdan aldığımız uzun bıyıklı, turuncu turuncu böcekler.. (karides) :)

Marmara denizinin Pendik sahiline konuşlandık. Oltaramızı balık tutma hevesi ile açmaya başladık. Kuzenim, o bıyıklı, küçük böceklerin kabuklarını somaya başladı. Yem yapmak için tabiki. Balıklar yesin diye. :)

Saldık oltaları denize. İlk mezgiti yakalayan Ziya kuzen oldu. Daha sonra Ziya’nın oltaya bir balık daha takıldı. Biz de seyrediyorduk Ziya’nın oltayı çekişini. Oltanın ucu o kadar eğilmişti ki aklımıza, “Acaba  iki tanemi var?” sorusu takıldı. Ziya hevesli hevesli oltayı çekerken, misinanın sonuna yaklaşmıştı. Oltayı tamamen çektiğinde ise ne görelim! Oltayı bir yengeç yakalamış. :) Çok komik ve enterasan bir durumdu. Çok güldük.

Derken, “Gülme komşuna gelir başına” atasözünü unutturmadık. Aynı şey, minik mezgit balığını tuttuktan sonra benim başıma geldi. Oltayı çekerken o kadar ağırdı ki!.. “Aha da geliyor!” dedim. Çektim, çektim, çektim. Bir de baktım, yengeç. Ha ha ha!.. :)

Sonuç olarak bugünkü hasılat çok kötüydü. Akşamı 2 mezgit, 2 yengeç ile kapattık. artık bir dahaki gidişimizde iyi bir hasılat yaparız.

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 5 yorum

Bugün Benim Doğum Günüm

2 Nisan sabahı dünyaya açmışım o güzel gözlerimi. Herşeyden uzak, tertemiz duygularla, bembeyaz bir defterle gelmişim. Tabi o zamanlar minik, yanakları sıkılasıca bir bebektim. Şu an ki yaşımı görebileceğimi nereden bilecektim! Ama hatırlıyorum.. Yaşımın 10′u vurduğu yıllarda, “Keşke 20 olsamda delikanlı, genç olsam, askere gitsem” derdim. Al sana yaş! İstediğinin fazlası! Oldukta noldu yani! Bir yandan defter kararırken, bir yandan da umutsuzluklar, çaresizlikler, sıkıntılar peşimizi bırakmadı. Büyüklerimden dinlediğim nasihatlerde ise bu umutsuzlukların, çaresizliklerin seni ölüme kadar götüreceğidir. Neyse bizde hemen öldürdük kendimizi..

İşte hayatın acımasızlığa mücadele ettiğim en büyük dönemde olduğumu düşünüyorum. Doğdum ama niye? Neden ben geldim dünyaya? gibi soruları düşünüyorum. Cevaplarını bildiğim halde. Konuyu sapıttırmadan kapanışı yapmak istiyorum.

Evet doğdum. İyiki varım. Kendimi, ailemi ve beni seven herkezi seviyorum. Mutluyum, huzurlu ve keyifliyim. Ah bide kriz şu zamanıma denk gelmeseydi daha bir güzel olacaktı. :) Neyse Benim bu mutluluğumu paylaşan herkeze ama herkeze teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. İyi ki varım değil mi? :)

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 7 yorum

Son

herşeyin bir sonu vardırya,sonların da bir sonu yokmudur? aslında bu son olsun derken,yeni bir başlangıcada merhaba demiş olumuyormuyuz.

bende diyorum işte bu sondu,kapattım kapılarımı aşka sevdaya,aslında aşk bizimneyimize,sevda bizim neyimize,bizler herşeyi aşırı yaşıyoruz galiba sevgiyide,aşkıda,düşünüyorum bazen bizdemi bir hata var,yoksa bu dümeni bozuk dünyadamı,bence herzaman aynı yöne dönmüyor ara sırada olsa,ters yöne döndügüde oluyor bu dönek dünyanın,herseferinde diyoruzki birdaha ki sefere asla hakettiginden fazlasını vermeyecegiz,ama olmuyor işte ,kendi kendimize ihanet ediyoruz,ve kendi sözlerimizi tutmadıgımız içinde,biranda kendimizi karanlık dehlizlerin,çıkmaz sokakların içinde buluyoruz.

söz veriyorum artık kendimi dinleyecegim ve ihanet etmeyecegim kendime,hiç kimseyi sevmeyecegim ve hiç kimseye güvenmeyecegim,hayatı kendim için yaşayacagım,kebabımı yiyecegim,biramı içecegim,şiirlerimi yazacagım çekilip köşeme,haaa birde bir tavsiyede bulunacagım bu yazımı okuyanlara siz bana bakmayın,dogru bildiginizi yapın ama sizin dogru olarak bildikleriniz,aslında dogru falan deil,bunlar yaşandı ve görüldükü, dünyada tek bir gerçek var oda ölüm,gerisi yalan.

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 5 yorum

Hayaller, Çelişkiler ve Nefretim

Bilmiyorum sana olan duygularımın adı ney. Aşk mı? Nefret mi? İntikam mı? Yoksa sadece bir maceramıydın hayatımda. Ha ha hi hi ile başlayan muhabbetimizde, sonra sonra sana ilgi duymaya başlamıştım aslında, ama bir yandan da acıyordum sana. inanki nasıl olurdu da bir insan bu kadar acılar yaşayıpta hala dim dik ayakta durabilirdi ki! Ama sen başarmıştın işte bunu. Belkide bu yönünü sevdim senin ve saygı duydum. Sonra bana yaşadıgın ilişkilerini anlattıgında nefret ettim senden ve artık bir hiçtin benim dünyamda. Kocaman bir sıfır. Nasıl olurdu.. inanamayarak günlerce uykusuz geceler geçirdim ve yinede geçmiyordu sana olan nefretim. Ama bir yandanda haline acımıyor da değildim. Günler günleri kovalarken ben hala düşünüyordum. Ama düşüncelerim degişmişti artık. zihnimde senle ilgili fanteziler kurmaya başlamıştım. Ve bunu yapmamada senin bana karşı olan tavırların neden olmuştu.  Ben bunca karmaşanın içinde asıl duygularımın ne oldugunu bilmeden günü yaşama derdindeydim.

Neyse.. Seninle gözgöze geldigimiz anlarda içimde bir burukluk ve derin bir hüzün bogulacak gibi oluyordum. Resmen nefes alamıyordum. Ama olsun. Yinede beni sana getiren bişiler vardı içimde ismini şimdi bile koyamadıgım. Sonra hani o kafalarımızın manyak derecede güzel oldugu o gecede sen beni yanagımdan öpmek isterken, döndügümde dudaklarımızın birleştigi o anda sadece bir sıcaklıktı hissettigim. O öpüşmenin verdigi hazzı zevki almıyordum aslında ama sırf öpüşmüş olmak için senle öpüşüyordum. İnanki ne kadar denesemde birlikte olabilme ihtimalimiz olmuyordu. Olmuyordu işte yinede devam ettim senle çıkmaya. Neden? Nedendi bilmiyorum ama sanki bişi beni seninle çıkmama zorluyordu. Taki seninle birlikte olana kadar. Yok işte olmuyordu. Sana karşı bişi hissedemiyordum. Ben, bu karmaşık ve benim için çok uzak olan bu duygular içinde sana nasıl veda edecegimi düşünerek, birazda kafayı yiyerek, geçmeye başlamıştı. Günlerim, gecelerim nasıl yapmalıydım da seni kırmamalıydım. Hep bunun planlarını kurmaya çalışıyordum ama hiç birşey bulamıyordum. Çünkü yalan söylemek bana göre değildi. Ve o gün belkide artık çilemin dolduğu, ızdırabımın bittiği o gün, senin tüm ısrarına rağmen, gelemeyeceğimi defalarca yineledim aradan 5 saat geçtikten sonra bu yufka yüreğin yine dayanamadı. Telefonla seni arayıp gelecegimi söylemeye karar verdim. Telefonu o kadar çaldırdıgım halde sen cevap vermedin, bende inadına aradım. Sen de inadına cevap vermedin. Delirmiştim.. Nasıl olurda o kadar istediğin halde bana cevap vermiyordun. Sonra son bir kez daha aradım. Ama yine açmadın telefonu. Bindim otobüse eve doğru yol almaya başladım. Gözümün önüne sen geldin. İyi yada kötü yaşadıklarımız geldi. Hüzünlendim.. Çok dolu dolu oldu gözlerim. Sonra kafam dank etti. Ben değilmiydim, seni kırmadan üzmeden ayrılmayı düşünen? Ve bu olmuştu ve ben sevinmeliydim şimdi. Ama sevinemedim biliyormusun? Çünkü biliyorum sen çok kırılmıştın bana. Bunları düşünerek derin bir vicdan hesaplaşmasına tutuldum. Kızıyordum kendi kendime. Ulan delikanlılık bumuydu! erkeklik bumuydu! En kötü anında bişiler paylaştıgın insanı bırakıp kaçmakmıydı? Artık hiç bişi eskisi gibi olmadı hayatımda. Kendimden nefret ederek geçiyordu günlerim. Ta ki sen telefonla mesaj atana kadar. Nasılda sevinmiştim telofonda mesajını görünce.  Hemen aradım seni ve ilk sordugum en merak ettigim şeydi nasılsın saglıgın nasıl iyiydinya sen başka hiç bir şeyin önemi yoktu artık benim için sonra dedinya senden sonra iki sevgili daha eskittim die işte o an beynimden vuruldum ben lanet olsundu allah kahır etsindi nasıl olabilirdi ben acılar çekerken kızcagız üzülüyor ben ne yaptım diyerek sen sen iki sevgili daha eskitmişsin hahahaha nasıl ya kadınlar şeytan diyenlere kızardım hep hayır kadınlar melek derdim ama bu fikrimide derinden sarstınya sen ne deyimki yine de seni tanıdıgım için şanslıyım galiba biraz çünkü herşetyi sende gördüm ben tutkuyu ve nefreti

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 2 yorum