Domain Sürem Dolmuş Farkında Değilim

İki gün öncesine kadar blogumun kapalı olduğunu fark etmemiştim. Ta ki maillerimi kontrol edene kadar. Alan adını yani domainimi aldığım firma, alan adı süresinin bitmiş olduğunu belirten bir mail atmış. Emrahca Blog, bir hafta gibi süre kapalı kalmış.

Şu an işler yolunda. Domain süresi yenilendi. Gerçi bazı arkadaşların, forumlarda “Adamın sitesi uçmuş” gibi tabirlerini görmüştüm. Çok gülüncüme gitti. :)

Kısa bir yazı oldu ama benden ufak bir tavsiye; siz siz olun yarım yamalak iş yapmayın. Bu benim özümde var. Bir işi yapar yarım bırakırım. Öylece senelerce durur. Halk dilinde ne denir bilmem amabir an önce bu özümden vazgeçmem lazım olduğunu düşünüyorum. :)

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 7 yorum

Google Site Bağlantıları

Uzun zamandır üzerinde çalıştığım site bağlantıları hakkında guzel bir makalenin iyi gideceğini düşündüm.

Google site bağlantıları; Google’un, kullanıcılarınızın sitenizde rahat gezinebilmesi için, sitenizin içeriğinden oluşturduğu, bu oluşturduğu linkleride kendi aramalarında gösterdiği ek bağlantılardır.

Ben de bunun üzerinde çok durmuştum. Acaba bu bağlantılar nasıl oluşturuluyor? diye kendime sorular yöneltirken araştırmaya başladım. Bu araştırmalarımı uyguladığımda, şu anki site bağlantılarımı elde ettim. Elde ettiğim sonuca Emrahca Google arama sonucu linkine tıklayarak görmeniz mümkün olacaktır.

Peki bu durumu nasıl elde ettim! Bu durum hiç farkında olmadan bir Dmoz üyeliği ile oldu. Aslında sitemin “description” ile ilgilenirken, Google site bağlantılarımında oluştuğunu fark ettim. Yani herşey Dmoz’a yapacağınız üyelikte. Ama zor bir durum var ki sitenizi Dmoz’a kabul ettirmek.

Google kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 3 yorum

İki Mezgit İki Yengeç

Havanın iki gündür yağışlı olması tetiklemişti bizi. Kuzenlerim ve ben “Hava yağışlıydı, bugün iyi. Yağıştan sonra iyi balık olur” düşüncesi ile çıktık yola. Yanımda; üç kuzenim, bir şişe JB ve balıkçıdan aldığımız uzun bıyıklı, turuncu turuncu böcekler.. (karides) :)

Marmara denizinin Pendik sahiline konuşlandık. Oltaramızı balık tutma hevesi ile açmaya başladık. Kuzenim, o bıyıklı, küçük böceklerin kabuklarını somaya başladı. Yem yapmak için tabiki. Balıklar yesin diye. :)

Saldık oltaları denize. İlk mezgiti yakalayan Ziya kuzen oldu. Daha sonra Ziya’nın oltaya bir balık daha takıldı. Biz de seyrediyorduk Ziya’nın oltayı çekişini. Oltanın ucu o kadar eğilmişti ki aklımıza, “Acaba  iki tanemi var?” sorusu takıldı. Ziya hevesli hevesli oltayı çekerken, misinanın sonuna yaklaşmıştı. Oltayı tamamen çektiğinde ise ne görelim! Oltayı bir yengeç yakalamış. :) Çok komik ve enterasan bir durumdu. Çok güldük.

Derken, “Gülme komşuna gelir başına” atasözünü unutturmadık. Aynı şey, minik mezgit balığını tuttuktan sonra benim başıma geldi. Oltayı çekerken o kadar ağırdı ki!.. “Aha da geliyor!” dedim. Çektim, çektim, çektim. Bir de baktım, yengeç. Ha ha ha!.. :)

Sonuç olarak bugünkü hasılat çok kötüydü. Akşamı 2 mezgit, 2 yengeç ile kapattık. artık bir dahaki gidişimizde iyi bir hasılat yaparız.

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 5 yorum

Bugün Benim Doğum Günüm

2 Nisan sabahı dünyaya açmışım o güzel gözlerimi. Herşeyden uzak, tertemiz duygularla, bembeyaz bir defterle gelmişim. Tabi o zamanlar minik, yanakları sıkılasıca bir bebektim. Şu an ki yaşımı görebileceğimi nereden bilecektim! Ama hatırlıyorum.. Yaşımın 10′u vurduğu yıllarda, “Keşke 20 olsamda delikanlı, genç olsam, askere gitsem” derdim. Al sana yaş! İstediğinin fazlası! Oldukta noldu yani! Bir yandan defter kararırken, bir yandan da umutsuzluklar, çaresizlikler, sıkıntılar peşimizi bırakmadı. Büyüklerimden dinlediğim nasihatlerde ise bu umutsuzlukların, çaresizliklerin seni ölüme kadar götüreceğidir. Neyse bizde hemen öldürdük kendimizi..

İşte hayatın acımasızlığa mücadele ettiğim en büyük dönemde olduğumu düşünüyorum. Doğdum ama niye? Neden ben geldim dünyaya? gibi soruları düşünüyorum. Cevaplarını bildiğim halde. Konuyu sapıttırmadan kapanışı yapmak istiyorum.

Evet doğdum. İyiki varım. Kendimi, ailemi ve beni seven herkezi seviyorum. Mutluyum, huzurlu ve keyifliyim. Ah bide kriz şu zamanıma denk gelmeseydi daha bir güzel olacaktı. :) Neyse Benim bu mutluluğumu paylaşan herkeze ama herkeze teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. İyi ki varım değil mi? :)

Genel kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 7 yorum

Son

herşeyin bir sonu vardırya,sonların da bir sonu yokmudur? aslında bu son olsun derken,yeni bir başlangıcada merhaba demiş olumuyormuyuz.

bende diyorum işte bu sondu,kapattım kapılarımı aşka sevdaya,aslında aşk bizimneyimize,sevda bizim neyimize,bizler herşeyi aşırı yaşıyoruz galiba sevgiyide,aşkıda,düşünüyorum bazen bizdemi bir hata var,yoksa bu dümeni bozuk dünyadamı,bence herzaman aynı yöne dönmüyor ara sırada olsa,ters yöne döndügüde oluyor bu dönek dünyanın,herseferinde diyoruzki birdaha ki sefere asla hakettiginden fazlasını vermeyecegiz,ama olmuyor işte ,kendi kendimize ihanet ediyoruz,ve kendi sözlerimizi tutmadıgımız içinde,biranda kendimizi karanlık dehlizlerin,çıkmaz sokakların içinde buluyoruz.

söz veriyorum artık kendimi dinleyecegim ve ihanet etmeyecegim kendime,hiç kimseyi sevmeyecegim ve hiç kimseye güvenmeyecegim,hayatı kendim için yaşayacagım,kebabımı yiyecegim,biramı içecegim,şiirlerimi yazacagım çekilip köşeme,haaa birde bir tavsiyede bulunacagım bu yazımı okuyanlara siz bana bakmayın,dogru bildiginizi yapın ama sizin dogru olarak bildikleriniz,aslında dogru falan deil,bunlar yaşandı ve görüldükü, dünyada tek bir gerçek var oda ölüm,gerisi yalan.

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 5 yorum

Hayaller, Çelişkiler ve Nefretim

Bilmiyorum sana olan duygularımın adı ney. Aşk mı? Nefret mi? İntikam mı? Yoksa sadece bir maceramıydın hayatımda. Ha ha hi hi ile başlayan muhabbetimizde, sonra sonra sana ilgi duymaya başlamıştım aslında, ama bir yandan da acıyordum sana. inanki nasıl olurdu da bir insan bu kadar acılar yaşayıpta hala dim dik ayakta durabilirdi ki! Ama sen başarmıştın işte bunu. Belkide bu yönünü sevdim senin ve saygı duydum. Sonra bana yaşadıgın ilişkilerini anlattıgında nefret ettim senden ve artık bir hiçtin benim dünyamda. Kocaman bir sıfır. Nasıl olurdu.. inanamayarak günlerce uykusuz geceler geçirdim ve yinede geçmiyordu sana olan nefretim. Ama bir yandanda haline acımıyor da değildim. Günler günleri kovalarken ben hala düşünüyordum. Ama düşüncelerim degişmişti artık. zihnimde senle ilgili fanteziler kurmaya başlamıştım. Ve bunu yapmamada senin bana karşı olan tavırların neden olmuştu.  Ben bunca karmaşanın içinde asıl duygularımın ne oldugunu bilmeden günü yaşama derdindeydim.

Neyse.. Seninle gözgöze geldigimiz anlarda içimde bir burukluk ve derin bir hüzün bogulacak gibi oluyordum. Resmen nefes alamıyordum. Ama olsun. Yinede beni sana getiren bişiler vardı içimde ismini şimdi bile koyamadıgım. Sonra hani o kafalarımızın manyak derecede güzel oldugu o gecede sen beni yanagımdan öpmek isterken, döndügümde dudaklarımızın birleştigi o anda sadece bir sıcaklıktı hissettigim. O öpüşmenin verdigi hazzı zevki almıyordum aslında ama sırf öpüşmüş olmak için senle öpüşüyordum. İnanki ne kadar denesemde birlikte olabilme ihtimalimiz olmuyordu. Olmuyordu işte yinede devam ettim senle çıkmaya. Neden? Nedendi bilmiyorum ama sanki bişi beni seninle çıkmama zorluyordu. Taki seninle birlikte olana kadar. Yok işte olmuyordu. Sana karşı bişi hissedemiyordum. Ben, bu karmaşık ve benim için çok uzak olan bu duygular içinde sana nasıl veda edecegimi düşünerek, birazda kafayı yiyerek, geçmeye başlamıştı. Günlerim, gecelerim nasıl yapmalıydım da seni kırmamalıydım. Hep bunun planlarını kurmaya çalışıyordum ama hiç birşey bulamıyordum. Çünkü yalan söylemek bana göre değildi. Ve o gün belkide artık çilemin dolduğu, ızdırabımın bittiği o gün, senin tüm ısrarına rağmen, gelemeyeceğimi defalarca yineledim aradan 5 saat geçtikten sonra bu yufka yüreğin yine dayanamadı. Telefonla seni arayıp gelecegimi söylemeye karar verdim. Telefonu o kadar çaldırdıgım halde sen cevap vermedin, bende inadına aradım. Sen de inadına cevap vermedin. Delirmiştim.. Nasıl olurda o kadar istediğin halde bana cevap vermiyordun. Sonra son bir kez daha aradım. Ama yine açmadın telefonu. Bindim otobüse eve doğru yol almaya başladım. Gözümün önüne sen geldin. İyi yada kötü yaşadıklarımız geldi. Hüzünlendim.. Çok dolu dolu oldu gözlerim. Sonra kafam dank etti. Ben değilmiydim, seni kırmadan üzmeden ayrılmayı düşünen? Ve bu olmuştu ve ben sevinmeliydim şimdi. Ama sevinemedim biliyormusun? Çünkü biliyorum sen çok kırılmıştın bana. Bunları düşünerek derin bir vicdan hesaplaşmasına tutuldum. Kızıyordum kendi kendime. Ulan delikanlılık bumuydu! erkeklik bumuydu! En kötü anında bişiler paylaştıgın insanı bırakıp kaçmakmıydı? Artık hiç bişi eskisi gibi olmadı hayatımda. Kendimden nefret ederek geçiyordu günlerim. Ta ki sen telefonla mesaj atana kadar. Nasılda sevinmiştim telofonda mesajını görünce.  Hemen aradım seni ve ilk sordugum en merak ettigim şeydi nasılsın saglıgın nasıl iyiydinya sen başka hiç bir şeyin önemi yoktu artık benim için sonra dedinya senden sonra iki sevgili daha eskittim die işte o an beynimden vuruldum ben lanet olsundu allah kahır etsindi nasıl olabilirdi ben acılar çekerken kızcagız üzülüyor ben ne yaptım diyerek sen sen iki sevgili daha eskitmişsin hahahaha nasıl ya kadınlar şeytan diyenlere kızardım hep hayır kadınlar melek derdim ama bu fikrimide derinden sarstınya sen ne deyimki yine de seni tanıdıgım için şanslıyım galiba biraz çünkü herşetyi sende gördüm ben tutkuyu ve nefreti

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 2 yorum

Bir Tutku

O hep oradaydı zaten , doydukça, aç kalmadıkça,ve kuyruguna basılmadıkça sessiz sakin pusuya yatmış şekilde beklemekte zaten beynimizin derinliklerinde.ve bu hayvam o kadar tehlikeli ve bir o kadarda korkunçki dünyanın en tehlikeli hayvanları bile yanında evcil kalır.Şimdi ben içimdeki o hayvanı gemlemekle meşgulum ,ve şimdi anlıyorum ki , aslında suçlu olanlar genelde sutre gerisinde olanlarmış,kendi halimde yaşadıgım hayatı ,cehenneme çevirdin sen bunu nasıl becerdin , nasıl bir anda şeytanlaşabildin,nasıl bir anda ruhumun derinliklerine saldırıp o içimdeki hayvanı harekete geçirdin ,şimdi ben nereye gidecegimi,ne yapacagımı bilmeden ,kuduz olmuş bir köpek misali ,önüme gelecek ilk insanı parçalamak için ,dişlerimi bileye bileye bekliyorum pusuda.

Aşka Dair kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 2 yorum

İmkansız Aşk

hep imkansız aşklar peşinde koştum yıllar yılı .ilk aşkım komşu kızı sebahat abla oldu bendaha 4 yaşındayken o 20 yaşındaydı ikincisi ilk okul ögretmenim oldu ,üçüncüsü sezen aksu,dördüncüsü ajda pekkan ,beşincisi madonna altı,yedi sekiz devam etti yıllar yılı .hepsinin tek ortak nıoktası bana yıldızlar kadar uzak olmalarıydı , ama sevdim ben onları çocukça sevdim ,insanca sevdim ,tutkuyla sevdim ,ve yıllar yılı yaşattım o sevgiyi içimde ,sonra yine ünlü birine aşık oldum herkesin tanıdıgı :) onuda sevdim hemde çok sevdim .içimde o kadar büyüttümkü aşkımı ,artık taşıyamıyordum paylaşmalıydım o aşkı ,ve ben kararımı verdim ve harekete geçtim yaklaşık 2 yıllık bir ugraşının sonucunda ,elde etmiştim aşkımı ,ama insanlar he zaman sizin onları düşündügünüz gibi çıkmıyor ,hayal kırıklıgıydı resmen,ben onu ulaşılmaz görürken dokunulmaz görürken aslında ne kadarda ulaşılır ve bi o kadar dokunulurlarmış bunu yıllar sonra yaşayarak anladım.aslında bizim aşık oldugumuz ,kişiler degilmiş,kafamızda yarattıgımız ve yüregimizde büyüttügümüz o büyük o ulaşılmaz olan ve herkesin dokunamadıgı insan imiş , ben o çocukça aşklarımı özlüyorum şimdi mahsum ve temiz ve dokunulmaz ve kirletilememiş hala bembeyaz…

Aşka Dair kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | 3 yorum

Çaresiz Kalmak Buymuş…

Artık rutin bir işti benim için. Her akşam iş çıkışı seni arayıp seninle konuşurken evime doğru yürümek. inanması çok zor ama akşama kadar ki bütün stresimi, bütün öfkemi, bütün nefretimi ve bütün yorgunluğumu unutup kendimi senin sesine bırakıp yollarda sanki yürümüyor adeta uçuyordum. Zor bir gündü o gün benim için, bitmiş tükenmişliğimle soguk ve fırtınalı bir havada evime dogru yürürken yine seni aradım, sesini duymak bütün yorgunluğumu ve bütün stresimi almıştı, ta ki o son kelimeyi söyleyene kadar. Ulan insan yavaş yavaş söyler. Ulan hiçmi hatırı yok onca güzel günlerin, ben senin düşmanınmıydım? Sen benden o kadar mı nefret ediyordun? Ulan, demek yıkılmak buydu, demek çaresizlik buydu, demek bitmek buydu, ulan seni sevene, daha dün sevdigim dedigin birine nasıl ben evleniyorum dersin, telefon elimde kalakaldım bir an nefes alamadım, ölüyordum lan, dünya durmuş bir anda herşey bitmişti benim için, yürüyordum ruh gibi, yürüyordum, bir gölge gibi, hiç bir şeyi görmeden hiç bir sesi duymadan, sonlardaydım lan, o an anladım ki çaresizlik denen meret buymuş, elinden sevdigin gidiyor, ve sen çaresizsin ve sen hiç birşey yapamıyorsun , ve sen soguğa, fırtınaya aldırmadan inadına bagrınıda açıp rüzgara yürüyorsun umutsuzca, yürüyorsun olmayan sonuna, yürüyorsun ulan ölümüne…

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | 2 yorum

Yine Bir Sevgililer Günü

Güzel bir 14 Şubat’la karşı karşıyayız. Sevgililer günü geldi çattı. Birbirini seven herkez güzel bir hediye veya güzel bir çiçekle sevgililerinin bu mutlu gününü kutlarken biz sevgilisiz geçireceğiz bu günü. Bu sevgililer gününde bir sevgili nasip olmadıki güzel bir çiçek siparişi verelim de sevinsin gariban. :)

Sevgilim yok. Olmadığı için şöyle içten-içten yazı yazamıyorum. O yüzden özür dileyerek güzel bir resimle makalemini sonunu getirmek istiyorum. Tüm sevgililerin, aşıkların, hatta bizim gibi sevgilisizlerin 14 Şubat Sevgililer Günü kutlu olsun. :)

Aşka Dair kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın